Tumblr Mouse Cursors
maviye ''biterim''
maviye ''biterim''
ve bazen en kaçınılmaz şeydi , nefret.       

ve bazen en kaçınılmaz şeydi , nefret.       

Sadece ses ve görüntüden ibaret olan insanlar var hayatımızda. Bize hissettirdikleri kocaman bir hiç. Her göz kırpışımızda ya da her kulak tıkıyışımızda yok olan insanlar bunlar. 
Oysa , hayatın anlamlı yanı ve ruhumuzun hissi doygunluğu gözlerimizi kapadığımız anda başlıyor. Ya da rahatsız edici seslerden kurtulmak için kulaklarımızı müzikle tıkadığımız anda daha yaşanılır bir hal alıyor dünya. Hayaller mesela ; göz kapaklarımızın kapanıp içimizin aydınlandığı zamanlarda daha canlı , daha gerçekçi oluyor. Çevremizdeki salt görüntülere inat daha dinlenilesi ritimler üretiyor kalbimiz. 
Yani bize en tatlı huzuru yaşatan tüm bu güzel şeyler arasında bize hiçbir faydası olmayan , ruhumuzun en dış katmanına bile dokunamayan insanlar barınıyor hayatımızda. Sadece ses ve görüntüden ibaret olan insanlar.! 

Sadece ses ve görüntüden ibaret olan insanlar var hayatımızda. Bize hissettirdikleri kocaman bir hiç. Her göz kırpışımızda ya da her kulak tıkıyışımızda yok olan insanlar bunlar. 

Oysa , hayatın anlamlı yanı ve ruhumuzun hissi doygunluğu gözlerimizi kapadığımız anda başlıyor. Ya da rahatsız edici seslerden kurtulmak için kulaklarımızı müzikle tıkadığımız anda daha yaşanılır bir hal alıyor dünya. Hayaller mesela ; göz kapaklarımızın kapanıp içimizin aydınlandığı zamanlarda daha canlı , daha gerçekçi oluyor. Çevremizdeki salt görüntülere inat daha dinlenilesi ritimler üretiyor kalbimiz. 

Yani bize en tatlı huzuru yaşatan tüm bu güzel şeyler arasında bize hiçbir faydası olmayan , ruhumuzun en dış katmanına bile dokunamayan insanlar barınıyor hayatımızda. Sadece ses ve görüntüden ibaret olan insanlar.! 

” Beni bırak, sen devam et! ”

” Beni bırak, sen devam et! ”

Şu an bunları okuyorsan ya eskiyi özledin ya da mutsuzsun. Gerçi ikisi de aynı şey değil mi ? Bulunduğumuz zamandan kaçışın tek yolu eskiyi hatırlamak, eskiye özlem duymak. Biliyorum mutsuz olma desem bile fayda etmeyecek. O yüzden şimdi beni dikkatlice dinle.

30 yaşındayız. Büyüdük. Birçok şey öğrendik ama hala ” birçok ” kelimesinin ayrı mı yoksa bitişik mi yazıldığını öğrenemedik kabul et. Ben bugünkü bilgilerime dayanarak bitişik yazıldığını sanıyorum. Sen ne dersin bilemem. Neticede büyüğümsün , ne dersen kabul ederim. Neyse bunu sonra uzun uzun konuşuruz.

Öncelikle tipini ve mesleğini tahmin etmeye çalışacağım. Eğer kıvırcık saçlarımız döküldüyse buraya bir işaret bırak ( ). Biliyorsun, bu kellik bizim kaderimiz gibi bir şey. Babamızın da saçları bizim kadarken kıvırcıkmış. Ama şimdi bırak kıvırcığı ,düz saçı bile yok. Umarım dökülmemişlerdir. Eğer döküldüyse büyük ihtimal ilk önce derin bir bunalıma girmişimdir. Ama daha sonra , kel olmanın bana daha çok yakıştığına inandırmışımdır kendimi. Çünkü , annemin de dediği gibi kendimizi kandırma konusunda 1 numarayız!!

Hazır anneme dokundurma yapmışken sorayım : Annemle aramız nasıl ? Hala gereksiz sebeplerden dolayı kırıyor muyuz birbirimizi ? Kafa salladığını görür gibiyim. Kellik gibi bu da kaderimiz sanırım.   

Söyle bakalım evli miyiz ? Seni hınzır senii.! Sen bulmuşsundur birilerini. Ben şu anki zaman diliminde bulamadım maalesef. Hatırlarsın belki bir kız var. Adı X. Tatlılık abidesi olan X. Yerim ben onu ya. Gamzeleri , gülüşü… Tam da evde beslemelik. Hatırlamaman mümkün değil. Yoksa X’le mi evliyiz ? Aman Tanrım! Ciddi misin ? O zaman benden sana kocaman bir aferin! Tabi bu sadece bir ihtimal. Belki de evli değiliz , bilmiyorum.

Hiç yardımcı olmuyorsun ki! Biraz ip ucu versen çözeceğim ben olayı ama nerdee. Beyefendi geldiğinden beri suspus oturmuş beni dinliyor! Neyse çok gergin oldu bu ortam. Başka konulara geçelim en iyisi. Sen aslında iyi bir insansın. Eminim şu an her şeyin senin yüzünden olduğunu hissediyorsundur. Bilirim o duyguyu. Bu duyguyu bize annemiz aşıladı. Yani ileride içe kapanıklık gibi bir takım sorunlarımız ortaya çıkarsa bunun tek sebebi ; şu an anemizin bana uyguladığı işkencedir.    

Yaa , kesin kel bir posta memuruyuz şu an. Biliyordum bunu. Taa başladığımdan beri tek kelime etmemenden belli. Sevgili 30 yaşındaki halim ; senden özür diliyorum. Galiba iyi bir gelecek hazırlayamıyorum bize. Bu gidişle o iş zor. Gerçi ne olacağı belli olmaz. Belki de doktor olduk ve sen bunları aynı hastahanede çalıştığın doktor eşinle birlikte gülerek okuyorsun.Evleneceğin insan için doğru seçimlerde bulun. Adam ol. Hala evli değilsen bu söylediklerimi sakın gözardı etme tamam mı ? Sende çok emeğim var sonuçta.

Biliyorum , üniversiteye giderken sanatla uğraşmayı istedin fakat yapamayacağını görünce bıraktın. Çünkü yetenekli değilsin. O kadar da iyi yazdığın söylenemez. Ama üzülme ya. Ne demişler : ” 10 işle uğraşacağına 1 bir işle uğraş tam olsun. ” Tam böyle dememişseler bile böyle bir şeyler işte. Sen beni anladın.      

Eğer şu an çocuğumuz varsa ona iyi davran tamam mı ? Kendi çocukluğunu hatırla. Nasıl da mutsuz ve bayağı geçti değil mi ? Mesela hiçbir sabah , çocuğunu öpmeden gitme işe. Ona elinden gelenin en iyisini göster hep. İster ders , ister hayat konusunda olsun her zaman yardımcı ol ona. Kendini yalnız hissetmesine asla izin verme. Her istediğini de alma mesela. Öğret ona varı yoğu. Ama çok da kızma , yazık. O daha çocuk. Ondan bizim gibi düşünmesini bekleme. Güzel şeyler yaşayın. Güzel bir baba-evlat ilişkisi kurun tamam mı ? 

Hayal ettiğimiz gibi bir evde mi yaşıyoruz ? Bak ben hala planlar üzerinde çalışıyorum. Zevkimize güveniyorum.   

Sende bir durgunluk var ama çözemedim. Galiba ne hayallerdi diye iç geçiriyorsun şu an. Haklısın da. Ama biz hiçbir zaman hayal kurmaktan vazgeçmeyelim olur mu ? Mutlu olmak için gerçekten çaba gösterelim. 

Neyse , ben geleceğimiz için biraz daha çalışayım. Her şey senin için vallahi. Saçımı süpürge ediyorum iyi bir geleceğin olsun diye. Değerini bil. Adam ol. Hiç değişme. Hadi , zamanın bir köşesinde görüşmek üzere. Gülümse biraz.     

gevezelemece:

İnsan ne garip bir varlık değil mi ? Kendi yalanlarına kanacak kadar saf, istediği her şeyi başaracak kadar zeki, başkası tarafından destek almadan ayağa kalkamayacak kadar aciz. 
Aslında hepimiz mutlu olabilmek için küçük yalanlar söylüyoruz. İşin garibi , bazen bu yalanlara kendimiz bile inanıyoruz. Hem de körü körüne , gerçekten varmış gibi. Dedim ya garip bir varlık insan. Daha henüz kendimizi anlayamamışken başka hayatları , başka vücutları anlamaya çalışıyoruz. Kendimizi olduğumuzdan da iyi gösteriyoruz. Ağlarken bile ” Yok bir şeyim , ben iyiyim. ” diyebiliyoruz. Küçük oyunlarla mutluluğa ulaşmaya çalışıyoruz. Oysaki fark etmiyoruz bile gerçek mutluluğa değil de anlık mutluluğa ulaşmak için canla başla çalıştığımızı. 
Bir an geliyor ” Tamam! ” diyoruz. ” Bu sefer değişecek her şey. Bu sefer güzel olacak hayat. Daha anlamlı nefesler alacağım hayattan. Artık biliyorum ne yapmam gerektiğini… ” Sabah uyandığımızda ise her şey aynı. Karşıdaki vazo aynı duruyor. Duvardaki resimler her zamanki gibi hüzünle bakıyor gözlerimizin içine. Okumaya üşendiğimiz kitaplar , her zamanki yerinde aynı açıyla okunmayı bekliyorlar. İçimizdeki o değişim isteği de uçuup gidiyor. İşte tamamen bu. İstiyoruz , bir şeyleri değiştirmek için planlar yapıyoruz ama kılımızı dahi kıpırdatmıyoruz. Karar almak işin kolay yanı. ” Evet , her şey farklı olacak bu sefer. ” Bunu demek ne kadar zor olabilir ki ? Ağzımızda ses bulması saniyeler sürmez. İşte o aşamada bırakıp terk ediyoruz hayallerimizi , umutlarımızı. 
Peki neden sonuna kadar arkasında durup gerçekleştirmiyoruz ? Neden gerektirdiklerini yapmıyoruz aldığımız kararların ? Çünkü hazıra o kadar güzel bir şekilde alışmışız ki. Bizim suçumuz değil bu. Kimsenin suçu değil. Hatta çok doğal , çok normal. Olması gereken bu bu zamanda. Miskin yetişiyoruz , miskin nesiller yetiştiriyoruz. Kendi kendimizi yok ediyoruz. 
Umarım , her şeyi başlatacak olan o ilk adımı atacak gücü bulabilirsin kendinde. Yapamazsan da boş ver. Hayat bir şekilde akıp gidiyor.

gevezelemece:

İnsan ne garip bir varlık değil mi ? Kendi yalanlarına kanacak kadar saf, istediği her şeyi başaracak kadar zeki, başkası tarafından destek almadan ayağa kalkamayacak kadar aciz. 

Aslında hepimiz mutlu olabilmek için küçük yalanlar söylüyoruz. İşin garibi , bazen bu yalanlara kendimiz bile inanıyoruz. Hem de körü körüne , gerçekten varmış gibi. Dedim ya garip bir varlık insan. Daha henüz kendimizi anlayamamışken başka hayatları , başka vücutları anlamaya çalışıyoruz. Kendimizi olduğumuzdan da iyi gösteriyoruz. Ağlarken bile ” Yok bir şeyim , ben iyiyim. ” diyebiliyoruz. Küçük oyunlarla mutluluğa ulaşmaya çalışıyoruz. Oysaki fark etmiyoruz bile gerçek mutluluğa değil de anlık mutluluğa ulaşmak için canla başla çalıştığımızı. 

Bir an geliyor ” Tamam! ” diyoruz. ” Bu sefer değişecek her şey. Bu sefer güzel olacak hayat. Daha anlamlı nefesler alacağım hayattan. Artık biliyorum ne yapmam gerektiğini… ” Sabah uyandığımızda ise her şey aynı. Karşıdaki vazo aynı duruyor. Duvardaki resimler her zamanki gibi hüzünle bakıyor gözlerimizin içine. Okumaya üşendiğimiz kitaplar , her zamanki yerinde aynı açıyla okunmayı bekliyorlar. İçimizdeki o değişim isteği de uçuup gidiyor. İşte tamamen bu. İstiyoruz , bir şeyleri değiştirmek için planlar yapıyoruz ama kılımızı dahi kıpırdatmıyoruz. Karar almak işin kolay yanı. ” Evet , her şey farklı olacak bu sefer. ” Bunu demek ne kadar zor olabilir ki ? Ağzımızda ses bulması saniyeler sürmez. İşte o aşamada bırakıp terk ediyoruz hayallerimizi , umutlarımızı. 

Peki neden sonuna kadar arkasında durup gerçekleştirmiyoruz ? Neden gerektirdiklerini yapmıyoruz aldığımız kararların ? Çünkü hazıra o kadar güzel bir şekilde alışmışız ki. Bizim suçumuz değil bu. Kimsenin suçu değil. Hatta çok doğal , çok normal. Olması gereken bu bu zamanda. Miskin yetişiyoruz , miskin nesiller yetiştiriyoruz. Kendi kendimizi yok ediyoruz. 

Umarım , her şeyi başlatacak olan o ilk adımı atacak gücü bulabilirsin kendinde. Yapamazsan da boş ver. Hayat bir şekilde akıp gidiyor.

gevezelemece:

İnsan , bazen anlam veremiyor yaşadıklarına, çevresindeki insanlara, sergilemekte olduğu davranışlara… Günümüzde herkes psikolog, eleştirmen.  Sanırım tüm bunlar köreltemeyeceğimiz bir büyüklüğe ulaşan egolarımızdan kaynaklanıyor. Benciliz. Başkalarını düşünmüyoruz. ( Başkaları da bizi düşünmüyor ya neyse.! ) Sadece düşünüyormuş gibi yapıp , karşımızdakini umursuyormuş gibi bir görünüm veriyoruz kendimize. Gün geçtikçe diğer insanlara duyduğumuz sabır tükeniyor. Kimseyi kabullenemez hale geliyoruz. Yollarda yalnız yürüyoruz, bizi eğlendiren aktivitelere yalnız gidiyoruz. Bu yalnızlık durumundan hem memnunuz hem de şikayetçiyiz. Memnunuz çünkü ; Kendimize odaklanıyoruz. Sadece ” Ben ” varım duygusu gelişiyor. ” Karışanım yok , görüşmek zorunda olduğum insanlar yok. ” 
Bir zaman sonra bu özgürlük, özgürlük olmaktan çıkıp boğuyor bizi. ” Kimse benimle ilgilenmiyor , kimsenin beni önemsediği yok , gereksiz bir insanım.. ” gibi düşünceler her gün daha da artarak beynimizde yer ediniyor. Zamanla o düşüncelerin tutsağı oluyoruz ve insanlardan nefret ediyoruz. Onlara hiç de samimi olmayan gözlerle bakıyoruz. Uzaklaşıyoruz birbirimizden. 
En temel sorunumuz belki de bu. Yalnız olmayı istiyoruz ama ilgi de bekliyoruz. Garip. 

gevezelemece:

İnsan , bazen anlam veremiyor yaşadıklarına, çevresindeki insanlara, sergilemekte olduğu davranışlara… Günümüzde herkes psikolog, eleştirmen.  Sanırım tüm bunlar köreltemeyeceğimiz bir büyüklüğe ulaşan egolarımızdan kaynaklanıyor. Benciliz. Başkalarını düşünmüyoruz. ( Başkaları da bizi düşünmüyor ya neyse.! ) Sadece düşünüyormuş gibi yapıp , karşımızdakini umursuyormuş gibi bir görünüm veriyoruz kendimize. Gün geçtikçe diğer insanlara duyduğumuz sabır tükeniyor. Kimseyi kabullenemez hale geliyoruz. Yollarda yalnız yürüyoruz, bizi eğlendiren aktivitelere yalnız gidiyoruz. Bu yalnızlık durumundan hem memnunuz hem de şikayetçiyiz. Memnunuz çünkü ; Kendimize odaklanıyoruz. Sadece ” Ben ” varım duygusu gelişiyor. ” Karışanım yok , görüşmek zorunda olduğum insanlar yok. ” 

Bir zaman sonra bu özgürlük, özgürlük olmaktan çıkıp boğuyor bizi. ” Kimse benimle ilgilenmiyor , kimsenin beni önemsediği yok , gereksiz bir insanım.. ” gibi düşünceler her gün daha da artarak beynimizde yer ediniyor. Zamanla o düşüncelerin tutsağı oluyoruz ve insanlardan nefret ediyoruz. Onlara hiç de samimi olmayan gözlerle bakıyoruz. Uzaklaşıyoruz birbirimizden. 

En temel sorunumuz belki de bu. Yalnız olmayı istiyoruz ama ilgi de bekliyoruz. Garip. 

İnsan büyüdükçe , aynı oranda küçülüyor hayalleri.
Eskiden üzerinde düşmeden dolaşabileceğimizi sandığımız bulutları şimdilerde sadece izlemekle yetiniyoruz.

İnsan büyüdükçe , aynı oranda küçülüyor hayalleri.
Eskiden üzerinde düşmeden dolaşabileceğimizi sandığımız bulutları şimdilerde sadece izlemekle yetiniyoruz.

Olur da bir gün buğulanmazsa artık aynalar nefesimle, ruhumdan bir parça kesip O’na gönderin ; Mavi kapaklı bir kavanozun içerisinde.
gevezelemece:

Üç satıra sığmış yalnızlık.

gevezelemece:

Üç satıra sığmış yalnızlık.

gevezelemece:

Zaman ilerledikçe, ben yerimde sayıyorum. Arkama dönüp bakmak korkutuyor beni. Dönersem eğer ilerlediğimi düşünürken ne çok gerilediğimi görmekten korkuyorum. İşte bu yüzden bakabildiğim kadar uzağa bakıyorum.Beni ileride hissettiren bir nefes alıyorum bana uzak olan en uç noktadan. 

gevezelemece:

Zaman ilerledikçe, ben yerimde sayıyorum. Arkama dönüp bakmak korkutuyor beni. Dönersem eğer ilerlediğimi düşünürken ne çok gerilediğimi görmekten korkuyorum. İşte bu yüzden bakabildiğim kadar uzağa bakıyorum.Beni ileride hissettiren bir nefes alıyorum bana uzak olan en uç noktadan.